Yönetmek mi? Hizmet Etmek mi?
Sivil toplum kuruluşları, bir toplumun vicdanı ve ortak aklıdır. Bu yapılar, yalnızca belirli bir grubu temsil eden organizasyonlar değil; değerleri yaşatan, kültürü koruyan ve toplumsal sorumluluğu önceleyen gönüllü yapılardır. Ancak zaman zaman yönetmek ile hizmet etmek arasındaki fark gözden kaçırılabilmektedir. Oysa sivil toplumda yönetim, bir ayrıcalık değil; sorumluluk, fedakârlık ve hesap verebilirlik gerektiren bir görevdir. Unvanlar geçicidir, kalıcı olan ise bırakılan izdir.
Bir sivil toplum kuruluşunun gücü, tabelasından ya da yönetim kurulundan değil; temsil ettiği değerlerle kurduğu samimi ilişkiden doğar. Görevler, kişisel itibar ya da görünürlük aracı hâline geldiğinde, sivil toplum ruhu zedelenir ve kurumsal güven zayıflar.
Bu yapıların sürdürülebilirliği ise gençlerin daha aktif katılımıyla mümkündür. Gençlerin yalnızca izleyici değil, karar süreçlerine dâhil edilen, sorumluluk verilen ve kurumsal aidiyet geliştiren bireyler olarak görülmesi gerekir. Gençliğin dışlandığı yapılar, geçmişi tekrar eden ama geleceği inşa edemeyen yapılara dönüşür. Sivil toplumda asıl mesele yönetmek değil, hizmet edebilmektir.
Etkin, saygın ve kalıcı kurumlar; yetkiyi paylaşan, eleştiriye açık olan ve ortak faydayı önceleyen anlayışlarla varlığını sürdürür.
Bugün güçlü bir sivil toplum kuruluşundan bahsediyorsak, bunun temelinde samimiyet, adalet ve gönüllülük vardır. Bu değerleri merkeze alan her yapı, hangi coğrafyada olursa olsun, topluma katkı sunmaya devam edecektir.
Ant. Hasan Koç
Erzurumlular Vakfı Başkanı
